Tarım ve Köy işleri Bakanlığı,
tarımsal kalkınma
kooperatiflerine destek
olmak amacıyla damızlık
gebe düve alımı için
yaptığı ihalelerin
teknik şartnamesinde
önemli bir değişiklik
yaptı. Değişiklikle,
ihale ile satın alınacak
hayvanların seçimini
yapacak komisyon ahır
ahır dolaştırılmayacak,
gebe düveler en fazla üç
damızlık işletmesinden
seçilerek alınacak.
Bunun anlamı şu;
bakanlık, üretici veya
damızlık birlikleri
yerine simsarlarından
hayvan alacak.
Bugüne kadar Türkiye’nin
her köşesine 10 bine
yakın damızlık gebe düve
satan Edirne Damızlık
Sığır Yetiştiricileri
Birliği’nin Yönetim
Kurulu Başkanı Sami
Aladağ’a göre, Bakanlık
bu değişiklikle
üreticilerin ve
kooperatiflerin
üzerinden birilerine
rant sağlayacak.
Hayvancılık sektörü
bundan çok büyük zarar
görecek.
İhale şartmasindeki
değişiklikle ilgili Sami
Aladağ’ın anlattıkları
çok çarpıcı, özetleyerek
paylaşıyoruz:
“Bakanlığın 2008 yılı
ihaleleri ile ilgili
ihale sartnamesi ve
sözleşmelerini görünce
şok olduk. Yeni
uygulamaya göre hayvan
temini sadece 3
işletmeden yapılacak.
Yani 300 baş hayvan
ihalesi kazanan bir
firma bunu 3 işletmeden
temin etmek zorunda. Bu
da 3 işletmenin her
birinde en az 100 tane
satılık gebe düve olması
gerekir. Türkiye’de kaç
tane 100 baş ve üzeri
sadece satılık gebe
düvesi olan işletme var?
Türkiye’nin gebe düve
ihtiyacının yüzde 70′ini
karşılayan Trakya’da hiç
yok. Ege’de varsa bir ya
da iki tane.
Dolayısıyla, 300 baş
hayvanı 3 işletmeden
nasıl bulacaksınız?
İhale ile alınacak 300
baş hayvanın seçilmesi
için, 3 işletmede 500
tane gebe düve olması
gerekir ki, heyet
bunların içinden 300
tanesini seçsin. Birlik
olarak aldığımız 300
başlık ihalelerde bazı
zaman 300 hayvan için
1000′e yakın gebe düve
gösterdik. En iyisini
gerçekten damızlık
olarak kullanılabilecek
düveleri seçtirmeye özen
gösterdik.
Şartnamede yapılan
değişiklik ile Bakanlık;
‘ben bundan sonra ahır
ahır dolaşmayacağım,
yani damızlık gebe
düveyi asıl üreten
üreticiden almayacağım,
bu işin simsarlığını
yapan aracılardan
alacağım” diyor.
Değişiklik ile gebe düve
verilen kooperatiflere
de; ’siz şu şirketten
gebe düveyi alın ama
şunu bilin, siz bu
düveleri yetiştirip
satmak istediğinizde ben
bunları alıp başka
üreticiye veremem’
denilerek hayvan alan
üretici de şirketin ya
da simsarların kucağına
itiliyor.
Ayrıca, damızlık
birliklerinin de
ihalelere girmesi bir
ölçüde engelleniyor.
Oysa, her fırsatta bize
örnek gösterilen
Avrupa’da, gebe düve
pazarlayan firmaların
hepsi damızlık
birlikleridir. Avrupa
siyasetçisi
hayvancılığın geleceğini
yine hayvancılıkla
gerçek anlamda uğraşan
asıl üreticiye
bırakmıştır.
Aracı-komisyoncu veya
simsarın bu işi yapması
yasaklanmıştır, ya da
önlenmiştir.
Bakanlık bu ihale
şartnamesi ile ihale
kanunu ve usulüne aykırı
davranmakta , ihale
konusu olan gebe düve
kaynaklarını hiçe
saymakta, verimli
kullanılmasını
önlemekte, saydamlığı ve
eşit muamele ilkesini
çiğnemekte, en önemlisi
de rekabeti kısıtlayıcı
madde koyarak rekabeti
önlemekte ve ihale
kanununa muhalefet
etmektedir.
Bakanlığımızın
ihalelerde
karşılaştıkları bazı
sorunlar olabilir ancak
bu sorunlara çözümde
üreticinin elindeki
düvenin değerini
düşürerek ya da gerçek
üreticiye sırt
çevirmekle değil, gerçek
üretici ile el ele verip
çözüm üretmek gerektiği
kanaatindeyim.
Bakanlık, zaten 8 yıldır
verdiği gebe düve
teşviğini bu yıl
kaldırarak piyasada düve
fiyatlarını 250-500 YTL
düşürdü. Bir de üstüne
üstlük ‘elindeki
damızlık gebe düveyi de
artık senden
almayacağım, simsardan,
aracıdan alacağım’ demek
hayvancılığımızın
geleceğine yapılacak en
büyük kötülüktür. Artık,
üretici geleceğimiz olan
dişi hayvanları damızlık
olarak değil de kasaplık
olarak değerlendirmeye
başlamıştır bile, eğer
canlı hayvan borsalarına
ve hayvan pazarlarına
gidilirse bu açıkça
görülecektir.
Kesime sevk edilen her
dişi damızlık,
hayvancılığın yok olması
ve geleceğimizin ipotek
altına alınması
demektir. Biz seve seve
üretmeye hazırız. Ancak
Tarım ve Köyişleri
Bakanlığını karşımızda
değil arkamızda görmek
istiyoruz.”
Sami Aaladağ’ın
anlattıklarına bakılırsa
ihale şartnamesinde
yapılan değişiklikle
gerçekten de birilerine
rant sağlanmak
isteniyor. Bunun
faturası ise üreticiye
ve koopertiflere
kesiliyor. Üreticiye
destek adı altında
yapılan ihalelerden
üretici değil, ihaleyi
kazanan firmalar karlı
çıkıyor.
